TurkishEnglishBulgarianChinese (Traditional)FrenchArabicGermanGreekItalianJapaneseKoreanPortugueseRussianSpanish

15 Nisan 2017 Cumartesi Milliyet gazetesinin hafta sonu ekinde Aikimode Aiki Akademi kurucusu ve baş eğitmeni Oğuzhan Başkurt Sensei’nin röportajı yayınlandı. Beden, zihin ve ruh sağlığını Aikido’nun nasıl olumlu etkilediği üzerine yapılan röportaj için Milliyet Gazetesine teşekkürler…

Milliyet Röportajı

İstanbul’da, 4.Levent Sanayi Mahallesi metro durağı çıkışında, dünyanın en büyük dojolarından biri var: Aikimode Aiki Akademi. Oğuzhan Ulvi Başkurt’un kurduğu bu Japon Savaş Sanatları Merkezi üç katlı ve öğrencilerine 1500 metrekare gibi büyük bir alan sunuyor. Aikido ve diğer Japon Savaş Sanatları öğrenebileceğiniz Aikimode Aiki Akademi’yi ve bu sanatların insana neler kattıklarını dinlemek için Oğuzhan Sensei’nin kapısını çaldık. Fotomuhabirimiz Ercan Arslan, Oğuzhan Başkurt’un öğrencileriyle antrenmanını çok güzel fotoğrafladı. Fakat en sonunda da beni Başkurt’un eline bıraktı. Neyse ki bir zarar görmeden röportajı yazabildim.

Bildiğim kadarıyla uzun bir süredir aikido yapıyorsunuz…

1999’da başladım. Yaklaşık 18 sene, evet. Bir yandan da diğer Japon savaş sanmilliyetaikido2atlarını da çalışıyorum. Aikido benim için bir sevda oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Gemi İnşaat Bölümü’nde öğrenciyken aikido ile tanıştım. Bir tutkuya dönüştü. Önce okulumda bir kulüp kurdum ve asistan eğitmenlik yaptım. Sonra da eğitmen oldum.

Kendi dojonuzu ne zaman kurdunuz?

Aikimode markasını 2005’te oluşturduk. 2009’da da 4.Levent’teki merkezimiz kurduk. Önceleri Şişli ve Maslak bölgesinde aikido eğitimleri veriyordum. Sanayi Mahallesi de her yere kolay ulaşılan bir yer. eğitimi burada toplamak mantıklı geldi. Dünyanın en büyük aikido okullarından biri burası. İki ayrı kat sadece bizim kullanımımızda. Bir de terasta açık havada çalışma imkanımız var. Şimdi de Ataşehir’e bir akademi açtık. Bir sene kadar oldu. Öğrenci sayımız arttıkça alan ihtiyacı da arttı. Buraya 2 milyon lira kadar bir yatırım yaptık; Ataşehir’e ise bir milyon kadar. Öğrencilerimiz için herşey feda olsun.

Savaş sanatlarıyla ilgilenenlerin daha barışçıl, sakin insanlar olduğunu gözlemliyorum ben. Böyle bir etkisi var galiba…

Japon savaş sanatlarının insana etkisi beden, zihin ve ruh gelişimi. Her harekette yere düşüp kalkıyoruz mesela. Bu bedeni geliştiriyor. Sağlam kafa sağlam vücutta olduğu için de zihin de gelişiyor. Üstelik birçok farklı hareket olduğu için her hareket zihinde farklı bir etki yaratıyor. Üçüncüsü ruh… Öğrendiklerinizi paylaşmak da ruhun gelişmesini sağlıyor. Karakteriniz yükseliyor. Dövüş sanatlarıyla ilgilenenlerin daha barışçıl olmasının nedeni de şudur: Büyük güç büyük sorumluluk getirir. Her problem çıktığında silahınızı kullanamazsınız çünkü siz problemin kendisine dönüşürsünüz.

Öğrencilerinizdeki gelişimi gözlemleyebiliyor musunuz? Ya da kendinizden yola çıkarsanız aikidodan önce ve sonra ne gibi farklılıklar belirdi?

Bakış açımın geliştiğini söyleyebilirim. Özgüven ve algı da yükseliyor. Haberleri izlerken bile çok yönlü düşünebiliyorsunuz. Çünkü bir boks maçındaki gibi tek bir rakiple mücadele etmeyi değil gerçek hayatta olacağı gibi birçok düşmanla mücadele etmeyi öğretiyoruz biz. Bunlarla birlikte, kendimden de gözlemleyebiliyorum, aikido daha yapıcı bir insan olmanıza olanak sağlıyor.

“Önemli olan hiçbir zaman pes etmemek”

Çocuklarla da çalışıyorsunuz… Aikido onlara neler katıyor?miliyetaikido1

Biz 3-4, 4-7 ve 7-12 yaş gruplarında çocuklarla çalışıyoruz. Bizim çocuklara ilk öğrettiğimiz şey yere düştüklerinde nasıl daha hızlı kalkabilecekleri. Bu da bir anlamda bilinçaltlarına kazınıyor. Yere düştükleri zaman pes etmemeyi öğreniyorlar çünkü hayatımızda fiziksel bir kavgadan daha büyük travmalar da olabiliyor. Önemli olan o zor durumlardan sonra ayağa kalkmak mücadeleyi bırakmamaktır. Çocuklar da bir sene içinde bunu çok iyi öğreniyor. Geçmek ya da geçilmemek bizim için öncelik değil. Önemli olan pes etmemek. Özgüven de bununla beraber geliyor zaten.

Daha önce verdiğiniz bir röportajda “Dojolarda müşteri olmazsınız, öğrenci olursunuz” demişsiniz..

Doğru. Dojo demek egonun girmediği nokta demektir. Kişisel hırslarınızı kapıda bırakırsınız ve yeni bir sanat öğrenmek için buraya gelirsiniz. Bir spor salonuna giderek kayıt yaptırdığınızda aslında müşteri oluyorsunuz. Tabii ki sistem için her insan bir müşteridir. O ayrı. Ben şunu anlatmak istiyorum: Bir spor salonunda dolabınızın kapağı çıkarsa gider şikayet edersiniz. Dojoda ise gevşeyen vidayı sıkmanızı isteriz. Siz de sıkarsınız.

Öğrenci profilinizden bahsetmeniz mümkün mü?

3-60 yaş arasında öğrencilerimiz var. Farklı sınıflarda eğitim alıyorlar tabii ki. 3-4 yaş grubunda çocuklar velileriyle eğitim alıyor. Bunun güzel tarafı da mesela baba ve kızının birlikte yaptıkları bir aktivitelerinin olması. Bir de bizim kabul testlerimiz var. Zihin ve beden odaklı testler. Bunları geçmeden kabul etmiyoruz. Bizim önceliğimiz öğrencilerin sağlıklı ve istekli olması.

Paylaş.