Tiyatro Grupları Eğitimi

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Bir oyuncunun enstrümanı vücudu olduğu için, oyunculukta vücut kavramı, sadece fiziksel tiyatro, mim, sirk ya da dansla ilgilenenler için önemli bir kavram değil. Bedeni tanımak her tür oyuncu, hatta sahne sanatçısı için önemli. Aikido ruh, beden ve zihin uyumunu sağlayan çok özel bir sanat.Bu nedenle birçok oyuncu koçu tarafından öner
ilen bir disiplin. Aikido oyuncunun farkındalığını arttırmasının yanı sıra daha dinamik bir duruş sergilemesi içinde önem taşıyor.

Tiyatro gruplarına Aikido ve diğer savaş sanatları temelinde aşağıdaki eğitimleri vermektedir.

  • Denge Eğitimi
  • Aksiyon Sahne Eğitimi
  • Adımlama Eğitimleri
  • Düşüş Eğitimleri
  • Savaş veya Dövüş sahnesi kareografisi

Bu eğitimlerin dışında oynanacak oyuna göre ana karaktere ve diğer karakterlere özel eğitimler verilmektedir. Oyunun içindeki sahnelerde özel koreografi danışmanlığı yapılmaktadır.

  • Koreografi Tasarımı
  • Oyuncu Eğitimi
  • Dublör Eğitimi

Oyunculukta Vücut ve Hareket Tiyatrosu

Fiziksel tiyatronun pek çok çeşidi var. Dans tiyatrosu, hareket tiyatrosu, fiziksel tiyatro gibi isimlerle vücudun dramatik anlatımda metin kadar ya da metinden daha fazla etkin olduğuna işaret eden bir tanımlama bu. Ancak bir oyuncunun enstrümanı vücudu olduğu için, oyunculukta vücut kavramı, sadece fiziksel tiyatro, mim, sirk ya da dansla ilgilenenler için önemli bir kavram değil. Bedeni tanımak her tür oyuncu, hatta sahne sanatçısı için önemli.

Oyunculukta vücut çalışması, zihin vücut bölünmesini ortadan kaldırmak, bedende doğuştan var olan zihin- beden bütünsel işleyişini yeniden hatırlamak ya da daha da ortaya çıkarmak Drama ve Tiyatroiçindir. Duyuların farkına varılarak duygusal dünyanın bedende yaratıcı eyleme dönüştüğü ve düşünsel, duygusal, fiziksel dürtülerin alt metni desteklediği metin ve karakter ilişkisini destekleme amaçlı bir çalışma olarak da tarif edilebilir. Karakterin bedeni, duygu dünyası, düşünme biçimi deneysel yollarla incelenir. Televizyon ya da sahne oyuncularının bu çalışmada günlük hayattan farklı bir hareket biçimi oluşturmaları gerekmez, onlar metine bedeni katmak yahut bedenden metine ulaşmak için çalışırlar. Asıl gaye metni ve diğer oyuncularla ilişkiyi destekleyecek kendiliğindenliği yakalamaktır.

Hareket tiyatrosu çalışması dürtülerin bedenin tüm olanakları (ses, hareket, düşünce, imgeleme, duygu, nefes) kullanılarak daha soyut bir şekilde forma dönüştürüldüğü bir çalışma biçimi olarak nitelendirilebilir, deneysellik daha ön plandadır. Her iki çalışmada da oyuncu vücuduyla düşünmeyi öğrenir. Hareket tiyatrosu oyuncusunun dürtülerini bir hareket formunda ifade edebilmesi ve metinle birleştirmesi gereklidir. Ayrıca çoğu zaman hazır bir metin olmayabilir bu yüzden metnini kendisinin oluşturması ve oluşturduğu hareket biçimi ve metin ilişkisini dengelemesi gerekecektir. Bu yüzden Hareket Tiyatrosu oyuncusu televizyon ya da sahne oyuncusuna göre derslerde biraz daha farklı çalışmalar yapar. Ama iki taraf da özünde aynı kavramlar üzerinde çalışacak ancak farklı noktalara yoğunlaşacaktır.

Doğuda tiyatroyu danstan ayırmak neredeyse imkânsız ( Baharatanatyam, Noh Tiyatrosu, Kathakali, vb.) Tiyatro/dans formları incelendiğinde dansçının bir hikâye canlandırdığı, oyuncunun da bedeninin hareket imkânlarından büyük ölçüde yararlandığı görülür. Doğu tiyatrosunda daha ziyade fiziksel kodlu tiyatro/dans biçimleri görülürken, batı oyunculuğunda bedensel hareket biçimi danstan, soyut fiziksel eylemden uzaklaşıp daha doğal, günlük hayatı yansıtan, günlük hayatı birebir sahneye taşıyan eylem biçimlerine dönüşür. Bu yüzden batıda beden günlük hayatta rastlanmayacak, daha soyut hareketlerle teatral eylemlerin altını çizdiğinde ya da metine ve hikâyeye alışılmışın dışında ince ayar bir yoğunluk ve bilinçle destek verdiğinde buna hareket tiyatrosu denir.

Doğudaki çoğu tiyatro biçimleri teatral anlatımı vücudun belirli bir formda ( biçimde) hareket etmesine bağlı kalarak gerçekleştirir. Ayrıca bu biçimler özel figürlerin yanında, kasların kasılma yoğunluğundaki farklar, ritim değişiklikleri, yüz mimikleri, denge kullanımı gibi fiziksel seçimlerle oyuncuya hikâyeyi anlatacağı bir fiziksel dünya, bir çerçeve sunar.
Hikâye bu çerçeveden belirli fiziksel kodlarla anlatılır. Her eylemin bir amacı, fiziksel akış biçimi ve duygusal mesajı vardır. Doğudaki çoğu tiyatro-dans şekillerindeki hareket etme, iletişim kurma biçimleri günlük hayattan çok farklıdır. Bu durum, günlük hayattaki hareket etme biçimini ayrı bir yere, sahne üzerinde oluş biçimini başka bir yere koyar.

Batıda ise sahne ve televizyon oyunculuğunda genel olarak bu tür günlük hayat dışı hareket biçimine yer verilmez. Batıda oyuncu, (deneysel tiyatro dışında) günlük hayatın hareket kalıpları ve iletişim biçimleriyle oluşturulmuş bir dünyada işler. Oyuncu, karakterin psikolojik dünyasını ve yolculuğunu seyirciyle günlük hayat hareket etme biçiminden paylaşır. Bu hareket biçiminde her oyuncunun tekrar etmesi gereken belirli bir kodlama yok. Doğal oyunculuk tarzı denilen bu biçim, oyuncuya büyük bir yaratım alanı sunar. Böylelikle batıda oyuncu kendi eylem formunu, hareket dünyasını yaratma potansiyeline sahiptir. Ancak enstrümanını tanımayan bir oyuncu için bu yaratım süreci verimli sonuç vermeyebilir. Oyuncu, günlük hayatta kendi fiziksel alışkanlıklarını sahneye taşıdığında bu fiziksel alışkanlıklar yorumladığı her karaktere aynen geçer. Bu yüzden bedenini tanımadaki eksiklik oyuncunun hep aynı tip rollerde oynamasına yol açabilir.

Oyuncunun vücuduyla olan bağlantısı, vücudun verdiği sinyalleri algılaması ve vücudun bütününü kullanarak ( el ve yüz dışındaki bölgeleri) eylemini gerçekleştirmesi onun şablon jestler ve alışılmış yüz mimikleriyle sınırlı kalmaması demek. Oyuncunun batı tarzı oyunculukta kim olduğunu ortaya koyması, bedeniyle tesadüfî olmadan bağlantı kurabilmesi önemli. Duygusal mesajları ve karakterin düşünme haritasını, kendi kişiliğinin verdiği ipuçları ve açtığı kapılarla fiziksel eyleme geçirmesi, ona bir sahne sanatçısı olarak rolüne kendine özgü bir yorum katma imkânı verir.

Oyuncunun bedenini tanımasına yardımcı olacak dallardan biri dans. Özellikle modern dans, bunun yanında etnik danslar ( Afrika dansları, Hint dansları, Flamenko..vb) ya da savunma sporları bedenle daha derin bağlantı kurmak, fiziksel eylemi günlük hayat dışında başka bir formda deneyimlemek için çok faydalı. Dansta duygu, düşünce, kavram, imge estetik bir biçimde harekete dönüşüyor. Daha bütün ve doğal bir fiziksel varoluş için hareket sınırlarını araştırmak ” günlük ” olmayan hareket etme biçimlerini denemek faydalı. Dansın ya da doğu sporlarının, özellikle bedeni topraklama ( yerle bağlantıya geçirme ) , hareket çeşitliliği kazanma, farkındalık ve hareketle iletişimin pekiştirilmesinde kişiye yardımcı olduklarını gözlemliyorum. Ülkemizde çok zengin olan halk danslarında anlatılmak istenen meramın derin bir ihtiyaçla bedenlerden doğmuş olduğuna ve bu otantik mesajların bu dansları yapan vücutlarda açılımlara anahtar olabileceklerini düşünüyorum. ( Halk danslarımızda toprakla olan bütünleşme toprağı döven sert adımlarda, çömelmelerde, toprağa el değdirmelerde görülebilir; hayatın içinden gelen jestlerin harekete dönüşerek hikâyeyi beslemesine sıkça rastlanır: tohum atma, yağmur duası, omuzdan kar silkme; imgelerin harekete dönüşmesi: hamsi balığının hareketi, kartal figürleri ilk aklıma gelenler. Örnekler çoğaltılabilir, bu anlamda çok zengin bir ülkede yaşıyoruz).

Bu danslar ayrıca oyuncunun bedenine alan farkındalığı, zihin beden bütünlüğü, hareketin eyleme dönüşmesi, beraber hareket etme, hareketin bir ihtiyaçtan doğması ve iletişim için kullanılmasıyla ilgili fikir verebilir. Halk dansları ya da etnik danslar bedenin doğal dürtülerini keşfetmede doğrudan olmasa da dolaylı rol oynar ve bedenin hareket dağarcığının gelişmesine ve kendini ifade etmesine katkıda bulunur, ancak oyuncu için yeterli değildir. Bununla beraber kasları güçlendirmek, koordinasyon, kişiye hareket etme zevki ve güveni kazandırmak adına dans etmek oyuncu için en faydalı uğraşlardandır. Ayrıca dans dışında oyuncular için fiziksel güç, esneklik, dayanıklılık, koordinasyon, farkındalık, hareket doğaçlama, metin ve beden ilişkisi çalışmalarının, sahne üzeri rahatlık, yaratıcılık, doğal bir oluşu kazanmak açısından çok yararlı olduklarını görüyorum.

Bunların yanında oyuncunun günlük fiziksel, düşünsel alışkanlıklarının farkına varması, değiştirmek istediği alışkanlıkları değiştirebilmesi için öncelikle çeşitli kavramların fiziksel olarak anlaşılmasının faydalı hatta gerekli olduğuna inanıyorum: Bu temel kavramlardan bazıları: Yerçekimi /alan, ritim, gevşeme, esneme, koordinasyon, kasların güçlenmesi/derin kaslarla bağlantı, proprioseptive farkındalık ( bedeni iç gözle hissedebilme),kinestetik farkındalık ( bedenin doğal dürtülerini izleyebilme), nefes beden ve metin ilişkisi. Bu kavramlar oyuncunun bedeni tarafından algılandığında/ya da algılama süreci başladığında bedende aralanacak yeni enerji, duygu, düşünce kapıları zamanla kişiye özgü yaratıcılığın yolunu açacaktır.

Kaynak: Hazal Selçuk (Tiyatro sanatçısı, Oyuncu Koçu, Yönetmen )

Paylaş.

Yorumlara kapalıdır.